Eda, hafta sonu kalabalık aile toplantısı için hazırlık yapmak üzere markete girdi. Malzeme listesine baka baka ilerliyordu markette.

Meyve reyonundan elma seçmeye başladı. Yeğeni İpek bayılıyordu teyzesinin elmalı kurabiyelerine. "Ne kadar şükretsem az, evimiz yine şenlenecek. Çok iyi oluyor böyle buluşmalar." diye düşündü Eda.

Markette bir kadın yanına yaklaşarak "Affedersiniz, indirimde olan peynirler hangi reyonda?" diye sordu Eda'ya. "Hanımefendi, ben burada çalışmıyorum." diye cevapladı gülümseyerek.

-Ay kızım çok affedersin, seni buranın çalışanı zannettim. Ama ne de kibarca cevapladın, başkası olsa sanki hakaret etmişim gibi kaba kaba konuşurdu. Ben insanları anlamıyorum kızım, sanki herkes birbirinin düşmanı...

-Haklısınız teyzeciğim, gitgide insanların tahammülü azalıyor birbirlerine karşı. Kimse halinden memnun değil ne yazık ki.

-Ah güzel kızım, ben 5 tane çocuk büyüttüm. Her birini özenerek sevgi ile yetiştirmeye gayret ettim. İyi insan olmaları için elimden geleni yaptım. Her biri de kendileri gibi insanlarla evlendiler, yuvalarını kurdular çok şükür. Ama içinde olduğumuz zamandaki kadar zor anlaşan insanlar görmedim ben kızım.


-Teyzeciğim ne mutlu size, bu zamanda güzel insanlar yetiştirebilmişsiniz. Belli ki yaptıklarınız sizi güzel bir yere ulaştırmış. Peki nedir bu işin sırrı, biz de yapalım?

-Sırrı var mı bilmiyorum ama ben çoğu zaman ihtiyaç gideren olmaya çalıştım. İhtiyaç giderirken karşılık beklemedim. Yaptıklarımı güler yüzle yapmaya gayret ettim. Çocuklarım da bana bu yolda yardımcı oldular.

-İhtiyaç gideren olmak? Ve bunu karşılıksız yapmak? Hiç böyle düşünmemiştim. Çok iyi geldi bu söyledikleriniz. İyi günler dilerim...

Eda vedalaşıp ayrıldı ve aralarında geçen konuşmayı düşünmeye başladı. Neden bu kadar mutsuzdu acaba insanlar? İhtiyaç karşılamak bu kadar fark oluşturur mu gerçekten? Herkes birileri onun ihtiyaçlarını karşılasın istiyordu. Kimse "Acaba ben kimin ihtiyacını karşılayabilirim?" diye düşünmüyordu.

Eda listesini tamamlayarak marketten ayrıldı.



Tam o anda iki sokak uzaklıkta oturan Sevim teyze geldi aklına. "Ne ayıp ettim ona, uğrayacağıma söz vermiştim halbuki, en az 5 ay geçmiştir aradan. Gideyim de bir gönlünü alayım. Bir ihtiyacı varsa gidereyim." diye düşünerek hızlı hızlı ilerledi.

Sevim Teyze emekli bir öğretmendi. Bir kaza esnasında bacaklarını kaybetmişti. Eşini kaybedeli yıllar olmuştu. Çocuğu da yoktu, tek başına yaşıyordu. Komşular, yakında oturanlar, yardımına koşuyordu çoğu zaman. Eda onu komşulardan duyup bir keresinde ziyaretine gitmişti. Ondan sonra da hiç uğramamıştı.

Sevim Teyze Eda’yı görünce çok sevindi. Bir güzel kahve içtiler beraber. Öyle güzel sohbeti vardı ki Sevim teyzenin. Öğretmenlik hayatından anılarını anlattı durdu. Arada unutup tekrar anlattıkları oluyordu. Eda hiç bozuntuya vermeden tebessümle dinledi. Bir yandan da evde gözlemlediği bazı eksikleri tamamlama niyetine girdi.

Bir kahve yapmak ve sohbet etmek bile bir kişinin nasıl da ihtiyacını görmeye yetiyordu. Eda ara ara hüzünlendi. Neden bunu yapmakta bu kadar geç kalmıştı ki? Çok zor bir şey değildi, özel bir marifete de gerek yoktu.


Güzel sohbetin ardından ayrıldı oradan...

Birine yardım etmenin verdiği huzurla yürüdü eve doğru. Bunu sıklıkla tekrarlamayı düşünüyordu.

İhtiyaç gideren olmanın bu kadar sihirli bir etkisi olması hayret vericiydi. 

İyi ki karşılaşmıştı o marketteki teyzeyle...

İyi ki onları denk getiren vardı...


Deneyimsel Tasarım Öğretisi, geçmiş deneyimlerle bugünümüzü 
ve yarınımızı tasarlamamızı sağlayan bir gerçeklik ilmidir. 
Bireylerin problemlerini doğru tespit edebilmeleri ve çözüme 
ulaşabilmeleri için stratejiler sunar.
 

Kim Kimdirİlişkide Ustalık”Başarı Psikolojisi programlarıyla 

mutlu ve başarılı olmak isteyen insanlara 

hedeflerine ulaştıracak yöntemler gösterir.