Sonbaharda, hafif bir rüzgar eşliğinde akşam üzeri balkonda oturmak çok keyifliydi. “Hele bir de bir bardak çay olsa...Ne iyi giderdi.” diye hayal kuruyordu ki, kardeşi elinde bir tepsiyle çıkageldi. Hem çay hem de en sevdiği kurabiyelerle... “Değmesinler keyfime…” diye sevindi Fatma, kardeşi tepsiyi önüne koyarken.

- Abla, senin balkon sefaların başladı. Zaten kaç gün keyif yapabileceğiz ki? Gelip geçecek bu günler de. Hadi buyur, bak senin favorin, elmalı kurabiyeler…

- Eline sağlık, tam mutfağa gidip bir şeyler mi atıştırsam diye kararsız kalmışken, sen geldin. Ne iyi geldi, var ya…

Fatma çayını keyifle yudumlayıp kurabiyesinden bir ısırık aldı. Fakat ısırdığı sadece kurabiye değildi. Dudağını da kurabiye ile birlikte ısırmıştı. Can havli ile bir çığlık attı.

- Dudağımı ısırdım…

Meryem bir süre ablasıyla ilgilendikten sonra merakla sordu:

- Abla, dudağının üstündeki şu küçük iz, çocukluktan kalmaydı, değil mi? Şimdi yakından bakınca dikkatimi çekti de.

- Evet canım. O çocukluktan kalma, belli belirsiz bir iz. Salıncaktan düşmüştüm.

- Ah şu senin bitmeyen salıncak sevdan. Nasıl olmuştu?




- Aslında, benim hatamdı. Çocukken mahalleden ablalarla birlikte pikniğe gitmiştik. Çok güzel bir salıncak kurmuşlardı. Herkes sırayla salıncağa biniyordu. Benim sıram geldi, sallandım. Çok eğlenmiştim ve biraz daha sallanmak istiyordum. Ama sırada başkalarının da olduğunu söyleyerek beni salıncaktan indirdiler. Nurgül Ablanın sırası gelip de salıncağa binince, dayanamadım ve ben de salıncağın ipine asıldım.

Önce bir iki kere onunla beraber sallandım ama salıncak azıcık hızlanınca, daha fazla tutunamadım ve yüz üstü yere çakıldım. Ağzım burnum kan içinde kaldı. Ben dahil herkes çok korkmuştu. Allah’tan toprağa düşmüştüm de ufak bir yara ile kurtarmıştım.

- Evet yaaa, hatırladım şimdi. Hepimiz çok korkmuştuk, iz kalacak yüzünde diye. Neyse ki pek belli olmuyor.

- Ben de her yüzüme baktığımda şükrediyorum. Ama hafif de olsa iz kalması bana hatalarımla ilgili bir şeyler hatırlatıyor. O zaman idrak edememiş olabilirim ama şimdi daha iyi anlıyorum, o olayın neden başıma geldiğini.

- Neden peki?

- Neden olacak? Bana verilenle yetinmedim, hakkıma razı olmadım. Kendim gayet keyifli vakit geçirdim ama başkasına izin vermedim. Sıra başkasında olmasına rağmen, gidip onun keyfini kaçırdım. Sınırımı aştım, aşırılığa kaçtım. O aşırılığın sonucunda da canım yandı. Kendimce anlık eğlence peşindeydim ama geriye işte bu iz kaldı.

Sınırlarını aşınca başına ne geleceği belli aslında. Sadece kendine zarar veriyorsun.

- Ablacığım, anlaşılan bu olay seni bayağı etkilemiş. Olaydan geriye belli belirsiz bir iz kalmış ama yaşananlar sende ömürlük bir iz bırakmış.

- Evet, haklısın. Hayatımızda yaşadığımız her şey, bizde bir iz bırakıyor. Ama her zaman benim yüzümdeki iz gibi de değil. Bazı izler de var ama gözükmüyor.

Meryem, ablasının çocukluk hatırasından yaptığı çıkarımdan oldukça etkilenmişti. Aklından peş peşe sorular geçmeye başladı...

- Benim de sınırlarımı aştığım, başkasının sınırını ihlal ettiğim oldu mu hiç? Muhakkak olmuştur ama nerede? 

Evde mi, mahallede mi?

Misafirlikte mi?

Okulda mı?

İşyerinde mi? 

Alışverişte mi?

Nerede?..






Deneyimsel Tasarım Öğretisi, geçmiş deneyimlerle bugünümüzü 
ve yarınımızı tasarlamamızı sağlayan bir gerçeklik ilmidir. 
Bireylerin problemlerini doğru tespit edebilmeleri ve çözüme 
ulaşabilmeleri için stratejiler sunar.
 

Kim Kimdirİlişkide Ustalık”Başarı Psikolojisi”, programlarıyla 

mutlu ve başarılı olmak isteyen insanlara 

hedeflerine ulaştıracak yöntemler gösterir.