Mutfakta önce kahve fincanını seçti. Bununla daha önce fotoğraf çekip çekmediğini bir düşündü. Önceki fotoğraflarda bu kahve fincanını kullanmamıştı. Artık kahve yapmaya da gerek duymuyordu. Nasıl olsa fincanın içi görünmüyordu. Sanki kahvenin buharı çıkıyormuş gibi filtreler vardı. Güneş, gökyüzü hemen hemen istediği kıvamdaydı. Ama onlarla da biraz oynaması gerekecekti.




Beyza tüm bunlarla uğraşırken sabah kocasıyla ettiği kavga aklına geldi. Kavga sebepleri sosyal medyada paylaştığı filtreli fotoğraflardı. Kocası Ercan ısrarla Beyza'yı tanıyamadığını söylüyordu. Fotoğraflarda ne bu sensin ne de bu senin gülüşün. Sosyal medyada paylaşım yapan herkes gibisin diyordu. Herkes gibisin! Beyza eşinin ne demek istediğini  düşündü.

Telefonunu eline alıp paylaşımlarına bakmaya başladı. Kullandığı filtreler yüzünden fotoğraflarda olduğundan farklı çıkmıştı. Son dönemde popüler olan filtreleri kullanarak çektiği fotoğraflara baktı. Botokslu dudaklar, ince burun, sivri çene ve renkli gözler... Normalde o kadar makyaj yapmıyordu.  Uygulamalar sayesinde her fotoğrafta çok fazla makyaj var gibi görünüyordu. Ercan bunu söyleyene kadar da hiç farkında değildi. Çok fazla  normalleştirmişti bu durumu. Kendisi ile kendisi olmayanı ayırt edemeyecek duruma gelmişti. Fotoğraflarda olduğu gibi hayatta da böyleydi.

  


Eskiden ne kadar da doğallıktan yanaydı. Oysa şimdi sahte filtreler, arka fonlar derken gerçeği unutmuştu. Sebebi daha çok beğeni almak takipçi sayısını yükseltmek isteğiydi. Ve bu sadece Beyza’nın değil çoğunluğun ortak problemiydi.

Bir an düşündü Beyza,  sadece somut şeylerde mi yapıyordu filtrelemeyi?

Bazen niyetleri ile eylemleri arasına da filtre uygulamıyor muydu?

Her şey somuttan soyuta gider.

İşyerindeki arkadaşıyla aynı fikirde olmadığı halde öyle görünüyordu. Sırf sevilmek için, hissetmediği sevgi sözcüklerini rahatlıkla söyleyebiliyordu. Övülmek istediği için karşısındakini övüyordu. Başka insanların da tıpkı onun gibi davrandığını düşündü.

Sonra dünyadaki çoğu şeyin de göründüğü gibi olmadığını...

 Reklamlarda sağlık için diye lanse edilip sağlığı bozan gıdaları...

Aile dizisi adı altında aileyi yıkan senaryoları..

Eşitlik adı altında algıda adaleti bozan sistemleri..

Bütün bunlar dünyada yaşanan olayların nedenini de açıklamıyor muydu?

Her olay içinde bir haklı bir haksız barındırır. Bir taraf suçluyken bir taraf mağdur olur. Biri zulüm görürken biri zalim olur. İlk taşı atan mıdır zalim ? Oysa taşı atan maske ile gizlenmişken...




Bir tarafta saldıranlar ve arka planında ona destek olanlar. Kapalı kapılar ardında yapılan anlaşmalar..

Burada insan nasıl ayırabilir gerçek ile sahteyi?

Masum sessizdi, her zaman doğal bir masumiyeti vardı. Zalimin ise yüksek sesi ve yüzünde maskeler vardı. Paylaşımlardaki filtreler gibi kullandıkları maskeler sayesinde gerçek yüzleri ortaya çıkmıyordu. Nasıl da bizden biri gibiydiler. Onların davranışlarını ne kadar da normalleştirmiştik. Yıllardır oynanan bir oyun vardı ve biz bunu daha yeni fark ediyorduk. Tıpkı filtreli fotoğraflardaki sahtelikler gibi.

Gerçek ile sahteyi ayırt etmeyi zorlaştırıyordu filtreler, maskeler. Görünen ile görünmeyeni, duyulan ile duyulmayanı, hissedilen ile hissedilmeyeni ayırt etmek için kaldırılmalıydı filtreler ve maskeler.

Beyza elindeki fincanı bırakıp Ercan'ı aradı. Fotoğraf çekip paylaşmaktan vazgeçmişti. Çünkü olmayan bir kahveyi paylaşmak yerine Ercan ile kahve içmenin ona daha çok keyif vereceğini düşündü.

 Sahtelikler yerine gerçekliğe zaman ayıracaktı.

 

 Deneyimsel Tasarım Öğretisi, geçmiş deneyimlerle bugünümüzü 

ve yarınımızı tasarlamamızı sağlayan bir gerçeklik ilmidir. 

Bireylerin problemlerini doğru tespit edebilmeleri ve çözüme 
ulaşabilmeleri için stratejiler sunar.
 

Kim Kimdirİlişkide Ustalık”Başarı Psikolojisi programlarıyla 

mutlu ve başarılı olmak isteyen insanlara 

hedeflerine ulaştıracak yöntemler gösterir.