“Bukalemun gibisin!”

“Afedersin yanlış mı duydum? Sen bana bukalemun mu dedin?”



Bukalemun gibi olmak, sanki bir hakaret…

“Dönek, bel kemiği olmayan,

Çıkarına ne uygunsa ona göre davranan…” gibi

Olumsuz anlamlarda kullanılır genelde.

Peki, bukalemuna haksızlık ediliyor olabilir mi?

Bazen bir şeyin gerçek anlamını bilmeden önyargılarımızla hareket ederiz.

Belki de zannettiğimiz gibi değildir bukalemun!


Bukalemunun olağanüstü bir özelliği var.

Doğanın renklerine uyumlanabiliyor.

Vücut rengini çevresine göre değiştiriyor.

Derisindeki yansıtıcı hücreler,

Onu neredeyse görünmez hale getiriyor.

Kamuflaj stratejisi bukalemuna,

Avlanma ve tehlikeden korunmada

Büyük bir koz sağlıyor.

Doğanın renklerine uyumlanarak bir nevi kendini de koruyor.



İnsan da böyle değil mi?

İnsan etrafına uyumlandıkça, benzer özellikler sergiledikçe ilişkilerinde güçlenir.





Bu renk değişiminin bir nedeni de iletişim kurmak.

Örneğin erkek bukalemun…

Kimi zaman gözüne kestirdiği dişinin ilgisini çekiyor.

Kimi zaman hemcinsini korkutarak sindiriyor.

Bazen yer savaşı veriyor, bazen dişisi için mücadele ediyor.

İnsanda da böyle değil mi? Herkes kendi ihtiyacına göre bir renge bulanıyor…

Bukalemun sadece var olmaya çalışıyor, karakter bozukluğu sergilemiyor.

Kendi doğasına göre hayatta kalmak için mücadele ediyor…

Çünkü bu hayatta uyumsuz olan yok olmaya mahkûm olur.

Bukalemun bir bilge, bir “uyum ustası”...

Doğada sadece uyum gösterenlerin

Var olabileceğini biliyor.



Doğaya baktığımızda her şey uyum içinde.

Her şey her şeyle uyumlu. Kutupta da bu böyle, çölde de…

Mesela develer çölde yaşıyor, dünyanın en sıcak yerinde.

Yaşadığı ortama uyumlu, susuzluğa dayanıklı;

Bir seferde içtiği su, neredeyse yüz elli litre…

Gerekirse kendi yağından beslenir, deposu hörgücünde.

9 gün aç, susuz kalabilir; üstelik 50 derecede…

Üçüncü göz kapağı var, hem de saydam.

Kum fırtınalarında “bana mısın?” demiyor, yola devam...

Kumda yürümesi kolay, bacaklar uzun, ayaklar yumuşak ve yayvan.





Kutuplarda da durum benzer, dünyanın en soğuk yerinde…

Beyaz ayılar yaşıyor, beyaz buzullar üzerinde.

Tüyler şeffaf, ışığı yansıtıyor; deri siyah ama beyaz gibi görünürde.

O da yaşadığı ortama uyumlu; vücudunda kalın yağ, sırtında kürküyle,

Karlar üzerinde sıcak kalıyor, rahat ediyor böyle.

Madem sular donmuş, su içemiyor;

O zaman o da yağ yakarak hayatına devam ediyor.

Kutup ayısının deveden aşağı kalır bir yanı yok.

Onun da üçüncü bir göz kapağı var.

Gözlerini kar körlüğünden koruyor.

Ayaklarının altında deriden yastıklar ve tüyler olduğundan,

Buzlar üzerinde kaymadan rahatlıkla hareket ediyor.





İnsanlar için de durum farklı değil aslında.

Mesela iş hayatında; değişen koşullara uyum sağlayabilen,

Hızlı değişimlere aynı hızda cevap verebilen,

Firmalar varlıklarını sürdürebiliyor.

Bir işe başladığımızda ilk aldığımız geri bildirim:

“Şirketimize hızla uyum sağladınız.” olabiliyor.

Peki, işyerine uyumlanmazsak?

“Öfff burası ne havasız böyle. Masalar da toz içinde.

Bu klasörlerin hali ne, yerleri nerede?

Yemekler de kötüden hallice.

Ne çok iş var, hangi birine yetişeyim, sen söyle.” dediğimizde,

Ekipten ilk dışlanan, hatta kapının önüne konulan,

Biz olmaz mıyız sence?



Girdiğimiz ortama uyumlanınca var olabiliyoruz.

O zaman kendimize ilk soracağımız soru da,

“Mevcut duruma nasıl uyum sağlarım?” oluyor.

Yani demem o ki, şu beğenemediğimiz bukalemun,

İletişimde uyumu ne de güzel anlatıyor…



Bir de “bukalemun etkisi” dedikleri bir şey var:

“Sık etkileşimde bulunulan insanların,

Farkında olmadan davranışları taklit ediliyor.”

Aslında atalarımız da aynen bunu söylemiş zamanında…

“Üzüm üzüme baka baka kararır.”



Bukalemun da hayatın yasalarına uyumdadır.

Yani ne algılarsa, onu aktarır.

Sarıysa sarı, maviyse mavi, morsa mor.




O zaman iletişimde Bukalemun gibi ol!

İş ki doğru olana, iyi olana, lehine olana uyumlu ol.

İstemediğin hayata uyumsuz, istediğin hayata uyumlu ol.

Kime ve neye yaklaşıyorsun, kimden ve neden uzaklaşıyorsun, farkında ol.

Çünkü….

Bu hayatta her uyum gösterdiğin, sonrasında hayatın oluyor…

 


Deneyimsel Tasarım Öğretisi, geçmiş deneyimlerle bugünümüzü 
ve yarınımızı tasarlamamızı sağlayan bir gerçeklik ilmidir. 
Bireylerin problemlerini doğru tespit edebilmeleri ve çözüme 
ulaşabilmeleri için stratejiler sunar.
 

Kim Kimdirİlişkide Ustalık”Başarı Psikolojisi”, programlarıyla 

mutlu ve başarılı olmak isteyen insanlara 

hedeflerine ulaştıracak yöntemler gösterir.