Sabahın ilk ışıkları evin içine süzülüyor.

Hava ne sıcak ne soğuk.

Dışarıda bülbüller ötüyor.

Babam ne çok severdi bülbül sesini.

Canım babam, seni ne kadar çok özledim.

Sahi kaç yıl oldu vefat edeli?

Onun eksikliği bir başka hissediliyor.

 

Boğazım düğümlendi yine,

Rahatlarım sanarak yutkundum,

Ama olmadı.

“İnsanın burnunun direği sızlar.”

İşte bu lafın ne demek olduğunu,

Babamı kaybedince anladım.

 

Yıllar önce yanından ayrılırken,

Ya babam da, babaannem gibi kanser olursa?

Diye aklıma düşmüş,

Sonra hızlıca bu düşünceden uzaklaşmıştım.

Ne saçma şeyler düşünüyorsun sen?”

Diye kendi kendime kızmıştım.

 

Babama duyduğum sevgi bir başkaydı,

Onun yeri bende ayrıydı.

Onu kaybetmenin düşüncesi bile,

Çok çok acıydı.

 

Babam bambaşka bir insandı…

Babacan ve olgun tavırları, hayata karşı duruşu,

Olayları ölçüp biçmesi, irdelemesi, adaleti…

Derin suydu o, olaylara hemen tepki vermezdi.

Dur bakalım, hemen acele etme.

Gün doğmadan neler doğar.” derdi.

İşinin hep başındaydı ama hiç acelesi de yoktu.

Bu da insana çok iyi gelirdi.

Disiplinliydi ama hiçbir zaman da agresif değildi.

Çok çalışırdı, bir gece iş yerinde,

Bir gece evde kalırdı ama

Bu onu mutsuz etmezdi.

Derdi hiçbir zaman çok para kazanmak olmamıştı.

Hakkı ile helali ile olsun isterdi.

İnsanlara teşekkür, Rabbine şükür ederdi.


 

Öyle güzel dostlukları vardı ki hayatında,

Ne zaman başı sıkışsa,

Kimse elini cebine atmaktan çekinmezdi.

Bilirlerdi ki, az çok demez, yemez içmez,

Hemen borcunu ödemenin derdine düşerdi.


Toplumda çok sevilir, çok sayılırdı.

Tabi o da herkesi çok sever, sayardı.

Tanıdıklarını gördüğünde, “Ortak… Hacım...” der,

Hemen muhabbet kurardı.

Dostlukları samimiydi,

Geleni gideni, çay kahve ikramı bitmezdi.

Çay, kahve bahaneydi tabi,

Önemli olan gelenin derdini dinlemek,

Çare bulabilmekti.

Tatlı tatlı sohbet etmeyi,

Hal hatır sormayı,

İhtiyaçları gidermeyi severdi.




Annem ne zaman iyi bir yemek yapsa,

Konu komşuya birer tabak gönderirdi.

Ahmet amcan doktora gidecekmiş.

Sen erken kalkarsın. Onu bir götür, gel.”

“Komşu Sevdiye ablanın ışığı yanmıyor.

Hemen kapıdan bir bak ta gel.” derdi birden.

Kimin, o an neye ihtiyacı var,

Nasıl da tespit ederdi…

O bir ihtiyaç giderendi.

Çünkü bilirdi ki, onun yüce Rabbi,

İhtiyaç giderenin ihtiyacını giderendi.

 

Gerektiğinde dik durmasını da bilirdi.

Hiç korkmadan dini yaşayın, hurafeden uzak durun,

Yaptığınız kitapta yer alsın,

Samimiyet ile ibadetinizi yapın.” derdi.

Hep tatlı tatlı anlatır, laf sokmak nedir bilmezdi.

Bazen kızardı gençlerin sigara içmesine ama

Yüzünü ekşitse bile öfkelenmezdi.

Yorucu, ağır nasihat değildi onunkisi,

Sözleri biraz tatlı, biraz da sertti.

Hayatında bir kıvam tutturmuş giderdi.

 

İşte bu yüzden çok kalabalıktı cenazesi.

Bir o kadar da anlam dolu.

Dua edeni boldu.

Gelenler gerçekten vedaya, uğurlamaya,

Samimi duygularla, hakkını helal etmeye gelmişti.

 

O güzel yüzünde tebessümü hiç eksik olmazdı.

Herkese yetecek kadar vardı.

Rabbimiz de onu öyle karşılayacaktı gittiği yerde,

Dünya hayatında insanlara yaptığı muameleler ile…




Duyduğum derin acı, yerini huzura bırakıyor.

Ve yine o duamı yapıyorum.

Ne güzeldi, böyle bir değer ile yaşamak.

Ne güzel bir baba ile büyüttün beni.

Şükürler olsun Allah’ım,

Varlığına hamd olsun…

 



Deneyimsel Tasarım Öğretisi, geçmiş deneyimlerle bugünümüzü 
ve yarınımızı tasarlamamızı sağlayan bir gerçeklik ilmidir. 
Bireylerin problemlerini doğru tespit edebilmeleri ve çözüme 
ulaşabilmeleri için stratejiler sunar.
 

Kim Kimdirİlişkide Ustalık”Başarı Psikolojisi programlarıyla 

mutlu ve başarılı olmak isteyen insanlara 

hedeflerine ulaştıracak yöntemler gösterir.