Alev ve Efe’nin kavgaları son zamanlarda iyice artmıştı. Şimdi de Alev akşam arkadaşları ile dışarı çıkacak diye kavga ediyorlardı. Makyajı fazlaymış, kıyafeti öyle olmazmış. Alev’e bunların hepsi anlamsız geliyordu.

Gece evine dönmüştü ama döndüğünde haber bile veremeyecek haldeydi. Sabah uyandığında ise binlerce mesaj ve onlarca araması vardı. Efe deliye dönmüştü ve ilişkilerinin bittiğini söylemişti. 

 

 
Aradan haftalar geçmişti ve Alev hala o gece olanları unutamamıştı. Ağlamaktan yorgun düşüp hastanelik olmuştu. Dayanamayıp sürekli mesajlar atıyor, Efe’yle konuşmak istiyordu. Efe’nin ise umurunda bile değildi. Alev artık Efe’nin istemediği her şeyden vazgeçse bile bunun pek de bir önemi yoktu. 

Aradan aylar geçti ve Alev kendini toparlamaya başladı. Sonra bir gün hiç beklemediği anda Efe’den bir mesaj aldı. Alev’le buluşmak ve ilişkiye tekrar başlamak istiyordu. Efe daha yeni yeni Alev’in yokluğunu hissetmeye başlamıştı. Başta uzaklaşmak Efe’ye iyi gelse de şimdi Alev’in ilk zamanlar hissettiği acıyı hissediyordu. 

Alev ise gelen mesaja şaşkınlıkla bakakaldı. Çünkü zor da olsa ayrılık acısını atlatmış ve üzerinden aylar geçmişti. Şimdi ise hayatında başkası vardı. Mesajı önemsemeyip cevap bile vermeden sildi. Sonrasında mesajlar gelmeye devam etti. Alev sonunda dayanamayıp Efe’yi aradı ve hayatında birinin olduğunu söyledi. Efe duyduğunda ne yapacağını bilemedi. Onun yokluğu ağır gelmeye başlamışken bir de bunu öğrenmişti. Efe için ayrılık acısı daha yeni başlıyordu.




Alev ise yeni ilişkinin heyecanını yaşıyordu. İlişkisi iyi gidiyordu ve hep böyle devam edeceğini umuyordu. Ancak kısa süre sonra yine aynı sorunları yaşamaya başladı. Efe’yle yaşadığı sorunları şimdi bir başkasıyla yaşıyordu. Yaşadıklarına anlam veremediği için suçu kadere atıyordu.
“Ahh kader! Kara talihim benim. Şansım yokmuş benim, anam beni kadersiz doğurmuş.” 

Hayatında karşılaştığı her sorunda bu cümleleri kullanıyordu. Suçu kadere atmak en kolayıydı. Kendisinin suçu yoktu ve suçlu kaderdi. İnsanın yüzü hiç gülmez miydi? Hep mi şanssız olurdu insan? Oysaki hayatta şans ve tesadüf yoktu. İnsanlar oluşturdukları sebeplerin sonuçlarını yaşarlardı.

Daha çocukluğundan başlayan problemleri vardı. Her seferinde bu problemleri artarak devam ediyordu. Sonrasında okul hayatı, iş hayatı ve ilişkileri… Hiçbirinde insan bir başarı elde edemez miydi? Çözüm üretmektense kadere suç bulmak işine geliyordu. Çünkü o zaman çözmesi gereken problemleri olmuyordu. 
Yeni ilişkisi de kavgalar sonucunda bitmişti. Yine dertli dertli yatağında uzanmıştı. 

Alev ilişkiden çıktığında çok üzülüyordu ama üzüntüsü çok sürmüyordu. Peki Efe neden sonrasında bunu düşünmüştü? Bazı insanlar duygularını o an yaşarken neden bazıları sonradan yaşıyordu? Şimdi de bunu düşünmeye başlamıştı.

Bazı insanlar gelecek odaklıydı, bazıları ise geçmiş odaklı. Bazıları acılarını hemen yaşar, bazıları sonradan. Fakat insan problemlerini çözmediğinde hayatında bu acılar sürekli olurdu. Mesele bu problemleri çözmekti. Aksi takdirde sürekli tekrarlanırdı. Çözmeyip ötelediğimiz her problem sonrasında bize büyüyerek gelirdi.

Ertelenen her şey büyür, öne çekilen her şey küçülür.



Hayatımızdaki her problem bir çözüm bekler. Problemlerimiz küçük tepelerden oluşmuş iken onları aşmalıyız. Aşmalıyız çünkü o problemler koskoca dağlar olduğunda çözmesi daha zor olur. Bu nedenle sorunlarımızı tepecikken çözmeliyiz. İnsanlar çözüm odaklı olduklarında çözümleri üretirler. Bunun sonucunda ise mutlu olurlar. Bir şeyleri başarabildiklerini ve küçük problemleri olduklarını görürler. Üstesinden gelemediğimiz her problem aslında ötelediğimiz çözümlerden kaynaklıdır. 

Her şey, her şeyle ilişkilidir.
Çocukluğumuz, okul hayatımız, iş hayatımız, ilişkilerimiz.  Hayattaki her şey sebep sonuç ilişkisiyle birbirine bağlıdır. Bu nedenle bir problemin çözümü diğerinin çözümünü kolaylaştırır. Bu şekilde ertelemeyip, hemen çözüme odaklanmak gerekir. Aksi halde o karmaşık döngünün içerisinden çıkmak pek de mümkün olmaz. Sonra da der insan, “Ahh kader! Kara talih!’



Deneyimsel Tasarım Öğretisi, geçmiş deneyimlerle bugünümüzü 
ve yarınımızı tasarlamamızı sağlayan bir gerçeklik ilmidir. 
Bireylerin problemlerini doğru tespit edebilmeleri ve çözüme 
ulaşabilmeleri için stratejiler sunar.
 

Kim Kimdirİlişkide Ustalık”Başarı Psikolojisi programlarıyla 

mutlu ve başarılı olmak isteyen insanlara 

hedeflerine ulaştıracak yöntemler gösterir.