Yeliz bir sevgililer gününü daha yalnız geçiriyordu. Hem yalnız hissediyor hem de sosyal medyada fotoğraf paylaşan çiftlerin paylaşımlarına bakıyordu. Fotoğrafların altı sevgi dolu sözcüklerle doluydu. Üzgün bir şekilde fotoğraflara bakmaya devam etti.

En yakın arkadaşı Mehtap’ın paylaştığı fotoğrafa baktı. Yeliz her gün arkadaşının sevgilisiyle ettiği kavgaları dinliyordu. Şimdi ise sosyal medyada kalpler, sevgi sözcükleri ve mükemmel bir çiftin fotoğrafı görülüyordu. Hangisi gerçekti? İnsanlar sanki büyülenmiş gibi sevgililer gününe odaklanmıştı. Herkes günler öncesinden hediyeler almış, rezervasyonlar yaptırmıştı. Peki ya bir gün sonrasında ne olacaktı?

Yeliz o günün hızlı geçmeyeceğini anladı. Kalkıp temizlik yapmaya başladı. Ne zamandır eve vakit ayıramıyor annesinin yükünü alamıyordu. Tam işini bitirmişken annesi pazardan döndü. Evi tertemiz görünce şaşırdı. “Ah yavrum ellerine sağlık! Ne gerek vardı bir hafta sonun var, ben yapardım.” Yeliz gülümsedi “Olur mu Annecim, biz de bu evde yaşamıyor muyuz?” dedi poşetleri elinden alırken. Annesi “İyi, ben de sevdiğin yemekten yapayım diye patlıcan aldım. Şimdi hemen hazırlarım…” Yeliz annesini şaşırtmış mutlu etmişti. İçinde bir sıcaklık hissetti.



Bu sırada abisi işten eve geldi. Onu kapıda karşılayan annesi “Bu torbalar ne yavrum ne aldın?” dedi. “Hiiiç! Yeliz’in sevdiği tatlıdan aldım”. Bunu duyunca Yeliz yerinden fırladı. Suratında bir tebessümle “Ne o hangi dağda kurt öldü?” diye abisine takıldı. Abisi bozulmuş numarası yaparak “Ne var ya biz kardeşimize tatlı alamaz mıyız?” diye karşılık verdi, gülüştüler. Sonra annesiyle sofrayı hazırlarken babasının geldiğini duydu. Elinde çiçekleri görünce abisi hemen atıldı. “Ooo babam sevgililer gününü unutmamış, anne yine iyisin!” Babası şaşırdı. “Bugün sevgililer günü mü? Ben de diyorum ne bu her yerde çiçekçiler filan... Ne bileyim ben sevgililer gününü… Gördüm içimden geldi aldım işte…”  Annesi “Ay ne gerek vardı Bey, genç çift miyiz biz?” dese de, Yeliz annesinin yüzündeki mutluluğu gördü. Sonra kendisinin de mutlu olduğunu hissetti. Sabah ki karamsar havasından eser kalmamıştı. Akşamın geri kalanını ailecek film izleyip sohbet ederek geçirdiler.

Ertesi sabah erkenden uyanıp kahvaltı hazırlamaya koyuldu. Abisine tatlının karşılığı olarak sevdiği poğaçadan yapmaya karar verdi. Babasının aldığı çiçekleri masaya koydu. Kahvaltıdan sonrada kahveyle tatlılarını yerlerdi… Mis gibi bir Pazar günü planı… Tam o sırada telefonu çaldı. Arayan en yakın arkadaşı Mehtap’tı. “Günaydın” bile demeden bir gün öncesinden bahsetmeye başladı. Sevgilisinin aldığı pahalı hediyelerden, götürdüğü mekanlardan bahsediyordu. Ama her nasılsa gecenin sonu olaylı bitmişti. Çünkü gittikleri mekan Mehtap’ın aylardır gitmek istediği yer değildi. Erkek arkadaşının aldığı hediye ise istediği marka değil başka bir markanın ürünüydü.

 


Telefonu kapatınca Yeliz Mehtap’ın neden mutlu olmadığını anlamaya çalıştı. Güzel bir mekanda yemek, pahalı hediyeler, sevdiği insandan ilgi… Bir insan başka ne isterdi ki? Peki bu kadar somut şeylerden bahsederken arada günün anlam ve önemi “sevgiye” ne olmuştu? Kimse sevgiden söz etmiyordu? Sahi neydi sevgi? Bir güne sığdırılabilir miydi? Gerçek sevgide abartı olur muydu mesela? Her yeri güllerle donatmaya veya havai fişekler patlatmaya gerek var mıydı? Her anı sevdiğinle paylaşmak yetmez miydi? Bir de sosyal medyadaki 600 takipçi de mi görmeliydi? Anın tadını çıkaranlar fotoğraf çekip başkalarına göstermeyi mi düşünürdü? Yoksa anın güzelliği içinde her şeyi unutur ve sadece sevdiği insanla güzel vakit geçirmeye mi odaklanırdı?

“Sevgililer günü” adı altında nasılda her şey somutlaştırılmıştı. İnsanın sıradan bir günde aldığında sürpriz olacağı şeyler o gün için sıradan hatta yetersiz kalıyordu. Çünkü sürpriz insanın beklentisinin üzerinde olumlu bir durumla karşılaşmasıydı. Oysa herkes bir beklentiyle uyanıyordu o güne. Bir çiçek, bir hediye, güzel bir yemek… O nedenle kimse mutlu olamıyordu. Sahte sevgi gösterileriyle gün başlıyor ve bitiyordu. İnsan başkasından beklemediğinde mutlu olurdu. Fakat o gün herkes sevgilisinden bir şeyler bekliyordu…

Sonra bir gece önce ailesiyle geçirdiği akşamı düşündü. Nasılda herkes bir anda mutlu olmuştu Nasılda bir tatlı, bir çiçek tüm aileyi mutlu etmeye yetmişti. Ona mı öyle geliyordu yoksa farkında olmadan güzel bir sevgililer günü akşamı mı yaşamıştı? Halbuki sıra dışı hiçbir şey yoktu. Ne pahalı hediyeler, ne lüks mekanda yenen yemekler ne de sosyal medya da paylaşma ihtiyacı hissedilen fotoğraflar… Sadece birbirinden beklentisi olmayan ve birbirini gerçekten seven insanların, birbirine sürpriz yaptığı bir akşam…

Düşünceleri abisinin “Yoksa o efsane poğaçandan mı yaptın?” haykırışıyla bölündü. “Sürpriz!” dedi Yeliz. “Senin de sevgililer günün kutlu olsun abicim…”

 




Deneyimsel Tasarım Öğretisi, geçmiş deneyimlerle bugünümüzü 
ve yarınımızı tasarlamamızı sağlayan bir gerçeklik ilmidir. 
Bireylerin problemlerini doğru tespit edebilmeleri ve çözüme 
ulaşabilmeleri için stratejiler sunar.

 

Kim Kimdirİlişkide Ustalık”Başarı Psikolojisi programlarıyla 

mutlu ve başarılı olmak isteyen insanlara 

hedeflerine ulaştıracak yöntemler gösterir.